Meşru Müdafaa Nedir? Meşru Müdafaada Sınırın Aşılmasına Dair Tüm Detaylar

Ceza hukukunda hukuka aykırı bir fiilin suç sayılabilmesi için tipiklik, hukuka aykırılık ve kusurluluk unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bazı hâllerde fiil tipik olsa dahi hukuka uygunluk nedenleri veya kusurluluğu kaldıran nedenler sebebiyle fail cezalandırılmaz. Bu bağlamda meşru savunma (meşru müdafaa) ve meşru savunmada sınırın aşılması, Türk Ceza Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş önemli kurumlardandır.

Bu nedenlerden biri olan meşru savunma, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 25/1. maddesinde; “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fillerden dolayı faile ceza verilemez” hükmü bulunmaktadır

Meşru savunma, bireyin kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı defetmek amacıyla gerçekleştirdiği fiilleri hukuka uygun hâle getirirken; sınırın aşılması durumunda failin cezai sorumluluğu tamamen ortadan kalkmayabilir, ancak indirim veya cezasızlık söz konusu olabilir.

MEŞRU MÜDAFAA KAVRAMI

KOCA – ÜZÜLMEZ’e göre meşru savunma ; “Bir kimsenin kendisini veya başkasını hedef alan bir saldırı karşısında, savunma amacına yönelik olarak ve bu saldırıyı def edecek ölçüde kuvvet kullanılmasını ifade eder” şeklinde tarif edilmiştir. [1] Yani meşru savunma, gerek kişinin kendisine gerekse başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı, o anda ve saldırıyla orantılı biçimde defetmek amacıyla işlenen fiillerdir.

MEŞRU MÜDAFAANIN ŞARTLARI

Meşru savunmanın varlığından söz edilebilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Haksız bir saldırının bulunması
  • Saldırının gerçekleşmiş, gerçekleşmesi muhakkak veya devam ediyor olması
  • Savunmanın saldırıyı defetmeye yönelik olması
  • Savunma ile saldırı arasında orantı bulunması
  • Savunmanın zorunlu olması

Bu şartlardan herhangi birinin bulunmaması hâlinde meşru savunmadan söz edilemez; ancak sınırın aşılması gündeme gelebilir.

MEŞRU MÜDAFAADA SINIRIN AŞILMASI

Meşru savunmada sınırın aşılması ise TCK m.27 kapsamında ele alınmaktadır. Madde hükmünde Meşru müdafaada sınırın aşılması halinde uygulanacak ceza politikası açıklanmaktadır.

TCK M.27 hükmünde;

(1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.

(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez. Denilmektedir.

TCK m.27’ye göre sınırın aşılması halinde kural olarak cezada indirim yapılır. Ancak sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez.

Prof. Dr. İzzet Özgenç bu durumu şu şekilde açıklar: “Failin, maruz kaldığı haksız saldırı nedeniyle içine düştüğü korku, heyecan veya telaş hâli, savunmanın sınırlarının aşıldığının fark edilmesini engellemişse, bu durumda kusurluluktan söz edilemez.”[2]

Meşru savunmanın şartları mevcut olmakla birlikte, savunmanın ölçülülük veya gereklilik sınırlarını aşması durumunda meşru savunmada sınırın aşılması söz konusu olur.

Özgenç’e göre: “Meşru savunmanın hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi, savunma ile saldırı arasında makul bir orantının bulunmasına bağlıdır. Bu orantının aşılması hâlinde fiil artık hukuka uygun sayılamaz.”

MEŞRU MÜDAFAADA SINIRIN AŞILMASININ TÜRLERI

1. Kastla Sınırın Aşılması

Fail, savunma sınırlarını bilerek ve isteyerek aşmışsa bu durumda cezada indirim uygulanır; ancak tamamen cezasızlık söz konusu olmaz. Örneğin saldırgan etkisiz hâle getirildikten sonra savunmaya devam edilmesi bu kapsamdadır.

2. Taksirle (Mazur Görülebilir Hâlde) Sınırın Aşılması

Failin içinde bulunduğu heyecan, korku veya telaş nedeniyle sınırı fark edememesi hâlinde kusurluluk tamamen ortadan kalkar ve faile ceza verilmez. Bu durum özellikle ani saldırılar, gece vakti gerçekleşen olaylar ve ağır tehdit içeren hâllerde kabul edilmektedir.

MEŞRU MÜDAFAADA SINIRIN AŞILMASI ILE MEŞRU MÜDAFAA ARASINDAKI FARKLAR

Meşru Müdafaada Sınırın Aşıldığı Durumlar

* Fiil hukuka aykırıdır
* İndirim veya cezasızlık mümkündür
* Orantı aşılmıştır
* Zorunluluk sınırı aşılmıştır 

Meşru Müdafaanın Haklı Görüldüğü Durumlar

* Fiil hukuka uygundur
* Ceza verilmez
* Orantı vardır
* Zorunluluk mevcuttur

SONUÇ

Meşru müdafaada sınırın aşılması, ceza hukukunda hakkaniyet ilkesinin bir yansımasıdır. Kişinin saldırı altında soğukkanlı davranmasının her zaman beklenemeyeceği gerçeğinden hareketle kanun koyucu, failin psikolojik durumunu dikkate alarak cezai sorumluluğu hafifletmiş veya tamamen ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle her somut olayda sınırın aşılıp aşılmadığı titizlikle değerlendirilmelidir.

Yargıtay kararlarında, meşru savunmada sınırın aşılması değerlendirilirken;

Olayın Meydana Geldiği Ortam, Tarafların Fiziki Durumu, Saldırının Ağırlığı, Kullanılan Araç, Olay Anındaki Psikolojik Durum gibi unsurlar ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Yargıtay, özellikle “mazur görülebilir heyecan” kavramını geniş yorumlayarak sanık lehine uygulamalar yapmaktadır.

Av. Muhammet Çağlar ÇETİN


KAYNAKÇA

[1] Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2018, s. 279

[2] Özgenç, İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayıncılık, Ankara.

[3] Cumhur Şahin– İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Mevzuatı, Adalet Bakanlığı, 2007

[4] İdris Ermeydan, Yargıtay Kararları Işığında Meşru Savunmada Sınırın Aşılması, FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, 3 (2014) Bahar