11. Yargı Paketi ile Ceza Hukukunda Yeni Dönem

Türkiye’de 2025 yılı sonunda yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi, ceza hukukunda hem suç tanımlarını hem de yaptırım rejimini köklü biçimde değiştiren düzenlemeler içermektedir. Kanun koyucu tarafından paketin amacının; Organize suçlarla mücadele, toplumsal güvenliğin artırılması, bilişim ve dolandırıcılık suçlarının önlenmesi ve infaz sisteminin yeniden yapılandırılması olduğu açıklanmıştır.

11. Yargı Paketiyle kanunlaştırılmış olan değişiklikler incelendiğinde ;

1. Suç Örgütleriyle Mücadelede Sertleşme

Yeni düzenlemelerle birlikte örgütlü suçlarla ilgili tanımlanan cezaların vasfı önemli ölçüde ağırlaştırılmıştır.

Suç örgütleri tarafından işlenen suça konu eylemler kapsamında; Çocukların işlenen suç eyleminde araç olarak kullanılması hâlinde suç örgütü yöneticilerine verilecek ceza yarıdan bir katına kadar arttırılacaktır.

Örgüt kurma ve yönetme suçunun cezası;  4 – 8 yıl aralığından 5 – 10 yıl aralığına, Örgüt üyeliği suçunun üst sınırı ise 4 yıldan 5 yıla çıkarılmıştır. Suç örgütünün silahlı olması hâlinde, cezada ayrıca yarı oranında artırım yapılacaktır.

Bu düzenlemeler ile son dönemde çok sık rastlanılan örgüt faaliyetleri çerçevesinde “Suça Sürüklenmiş Çocuk” ların kullanılması yoluyla çocuk istismarı ve organize suçlar bakımından caydırıcılığın arttırılarak anılan kapsamdaki suçların işlenmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır.

2. Meskun Mahal ve Toplu Alanlarda Silah Kullanımı

Halkın güvenliğini ve Kamu düzenini doğrudan tehdit eden silah kullanımı fiilleri için cezalar artırılmıştır.

Meskun mahalde silahla ateş etme suçunun cezası 6 ay – 3 yıl hapis cezası aralığından, 1yıl – 5 yıl hapis cezası aralığı olarak yeniden düzenlenmiştir.

Kurusıkı dâhil ses ve gaz fişeği atabilen silahlar da bu kapsama alınmış, cezası 6 ay –3 yıl olarak belirlenmiştir. Düğün, asker uğurlaması gibi toplu alanlarda ateş edilmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılacaktır.

3. Trafikte Yol Kesme: Yeni ve Müstakil Suç

Son dönemde haber bültenlerinde sıklıkla karşılaştığımız trafik kavgalarında genellikle hakaret, tehdit, mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi suç tiplerinden işlem yapılmaktaydı. TCK da yapılan yeni düzenleme ile artık trafikte yol kesme fiili başlı başına bağımsız bir suç eylemi  olarak düzenlenmiştir:

Hukuka aykırı şekilde aracı durduran veya ( hareket halindeki aracın ) hareketini engelleyen kişi 1yıl –3 yıl hapis, Aracı başka yere götüren kişi ise 2 yıl – 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Bu düzenleme, trafik güvenliğini tehdit eden eylemlere karşı önemli bir adım niteliğindedir. Kanun Koyucu mezkur düzenlemesi ile ; Ceza Kanunu`nun caydırıcı ve önleyici vasfını sertkelştirerek öne çıkartmıştır.

4. Taksirle Yaralama ve Toplu Mağduriyet

Taksirle yaralama suçunun cezası 3 ay – 1 yıl yerine 4 ay – 2 yıl olarak artırılmıştır. Birden fazla kişinin yaralanması hâlinde ceza 6 ay – 3 yıl yerine 9 ay – 5 yıl hapis olarak uygulanacaktır.

5. Güveni Kötüye Kullanma ve Bilişim Suçları

Güveni kötüye kullanma suçunun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise ceza 1 kat artırılacaktır.

Bilişim yoluyla işlenen suçlarda:

Banka hesabı 48 saate kadar askıya alınabilecek, Suça konu menfaat için rapor şartı aranmaksızın bloke yapılabilecek, Menfaatin mağdura ait olduğu anlaşılırsa iade edilecektir.

Ayrıca bankalara, yargı mercilerinin istediği bilgi ve belgeleri 10 gün içinde gönderme zorunluluğu getirilmiştir.

İş bu düzenleme ile uzun yıllardır, bilişim sistemlerindeki anlık veri akışı ve buna entegre şekillenmiş olan Cep – Mobil Ödeme platform ve kabiliyetlerindeki devrimsel değişim hızı  ; yazılım , bilgi teknolojileri ya da finansal bilişim gibi yeni nesil uzmanlık dallarına mensup olmayan her sıradan mobil cihaz , mobil banka ve mobil ödeme platformu kullanıcısını kolayca aldatacak mala karşı suç eylemleri kapsamında yaşanan mağduriyetlerin henüz eylem sübutuna ermeden soruşturmanın başında giderilmesi gibi verimli bir sonuca ulaşmayı amaçlamaktadır.

6. GSM Hatları ve Dolandırıcılıkla Mücadele

Son dönemde dolandırıcılık suçlarında, Türk Vatandaşı olmayan yabancılar üzerine açılan “patates hat” olarak tabir edilen GSM hatlarının kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçları oldukça artış göstermiştir. Bu doğrultuda 11. Yargı Paketi ile bu suç şeklinin önlemek amacıyla aşağıdaki tedbirler alınmıştır.

  • GSM hatları yalnızca elektronik kimlik doğrulamasıyla açılabilecek,
  • Bir kişi adına açılabilecek hat sayısı sınırlandırılacak,
  • Kullanılmayan hatlar kapatılacak,
  • Yabancılara biyometrik yöntemle numara tahsisi sağlanacak,
  • Dolandırıcılıkta kullanılan GSM hatlarının bağlantısı kesilebilecektir.

7. İnfaz Düzenlemesi – Erken Açık Cezaevi ve Denetimli Serbestlik

31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlarda, hükümlüler:

3 yıl daha erken açık cezaevine, 3 yıl daha erken denetimli serbestliğe ayrılabilecektir.

Kapsam Dışı Suçlar: Aşağıdaki suçlar infaz kolaylığından yararlanamayacaktır;

  • Üstsoy, altsoy, eş veya kardeşe karşı kasten öldürme
  • Kadına karşı kasten öldürme
  • Deprem nedeniyle bina yıkımı sonucu meydana gelen ölümler
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar
  • Terör ve örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlar.

Yargı Paketi’nin ceza hukuku açısından en tartışmalı ve etkisi en geniş düzenlemeleri, infaz sisteminde yapılan değişikliklerdir. Bu düzenlemeler, teknik olarak bir genel af niteliği taşımamakta; ancak belirli tarihten önce işlenen suçlara ilişkin infaz sürelerinin yeniden hesaplanması yoluyla fiilen erken tahliyeye yol açmaktadır.

a) Suç Tarihi Esasına Dayalı Yeni Sistem

Yeni düzenlemeyle birlikte:

31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar bakımından, Hükümlüler kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna 3 yıl daha erken, Açık cezaevinden ise denetimli serbestliğe 3 yıl daha erken ayrılabilecektir.

Bu hüküm, doğrudan ceza süresini azaltmamakta; fakat cezanın cezaevi içinde geçirilmesi gereken bölümünü ciddi şekilde kısaltmaktadır.

b) Fiili Sonuç: Binlerce Hükümlü İçin Erken Tahliye

Bu sistemin pratiğe yansıması şu şekildedir:

Eski Sistemà Hükümlü 6–7 yıl kapalı cezaevinde kalabiliyordu

Yeni Sistemà Aynı hükümlü 3–4 yıl sonra açık cezaevine ayrılabiliyor

Eski SistemàAçık cezaevine ayrıldıktan sonra DS’ye geçiş uzun sürüyordu

Yeni SistemàDS’ye geçiş süresi 3 yıl öne çekildi

Bu değişiklikle birlikte 50.000 – 70.000 civarında hükümlünün fiilen cezaevinden çıkması beklenmektedir.

c) Kapsam Dışı Tutulan Suçlar ve Kamu Güvenliği Dengesi

Kamuoyundaki sert tepkiler üzerine yasa koyucu, bazı suçları özellikle kapsam dışında bırakmıştır:

  • Kadına karşı ve aile bireylerine karşı kasten öldürme
  • Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı
  • Deprem nedeniyle bina yıkımı sonucu ölüme sebebiyet
  • Terör suçları ve örgütlü suçlar

Bu düzenleme ile infazda eşitlik ilkesi ile mağdur hakları arasındaki denge korunmaya çalışılmıştır.  Kanun koyucunun ; kanunlaştırmış olduğu yeni infaz düzenlemesine getirmiş olduğu bu istisnalar mahkum bireylerin insan hakkını korurken mağdur olan bireylerin adalet talebini ve Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarının sosyo kültürel itiraz reflekslerini göz ardı edememesinin bir neticesidir.

ç) “İnfazda Eşitlik” Tartışması

Paketin temel hazırlanış gerekçesi olarak gösterilen gerekçe;

Aynı suçtan hüküm giyen kişilerin farklı tarihlerde farklı infaz rejimlerine tabi olmasının , hukuki güvenlik ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu görüşüdür.

Ancak bu yaklaşım ; Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan kanunların geriye yürümezliği ilkesiyle doğal bir gerilim içersindedir. Bu nedenle paket, hukuki değil, daha çok sosyal ve cezaevi yoğunluğunu azaltmaya yönelik pragmatik bir düzenleme olarak yorumlanmaktadır.

d) Denetimli Serbestliğin Rolü ve Riskler

Denetimli serbestliğin daha erken devreye sokulması;

Cezaevlerinin doluluk oranını düşürmekte, Topluma yeniden kazandırma sürecini hızlandırmaktadır.

Ne var ki bu yeni uygulama ; “ Denetim mekanizmalarının yetersizliği halinde yeniden suç işleme oranlarının artması, Mağdur ve toplum nezdinde “cezasızlık algısı” oluşması.” gibi riskleri beraberinde getirmektedir.

GENEL SONUÇ

Yargı Paketi bünyesinde suçların esasına ilişkin cezai sorumlulukları arttırmak suretiyle caydırıcılığın arttırılması yönünde bir eğilim olduğu belirtilmektedir. Ancak Yargı Paketi’nin infaz düzenlemelerini içeren diğer ayağında, teknik olarak bir af olmasa da, etkisi bakımından Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en geniş erken tahliye dalgalarından birini doğurmuştur. Bu sebeple suçların esasına ilişkin yapılan düzenlemelerin aksine infaz düzenlemelerinin toplumda bir cezasızlık algısı oluşturduğu gözlenmektedir. Bu çelişkilerle beraber kamuoyu nezdinde 11. Yargı Paketine dair ciddi bir kafa karışıklığı ve paketin sonuçlarına ilişkin büyük bir merak söz konusudur.

Bu paketle birlikte infaz sistemi artık sadece cezayı çektiren değil, cezanın nerede ve ne şekilde çekileceğini esas alan yeni bir yapıya dönüşmüştür. Bu dönüşümün toplum güvenliği üzerindeki etkileri, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde çok daha net şekilde görülecektir.

                                                                                                                                                                                                            Arb. Av. M. Çağlar ÇETİN